|
ÜZÜMLÜ BELDESİ VE ZENGİNLİKLERİ
Fethiye
İlçesine 18 km. mesafede bulunan Üzümlü
Kasabası, antik çağda
Kaunos’dan (batıdan), Araksa’ya (doğuya) uzanan yol üzerinde, Kadyanda
Antik Kenti ile temsil edilmiştir.
Kentte; günümüze kadar
kapsamlı araştırma ve kazılar yapılmadığı için, tarihi gelişimi açısından
detaylı bilgilere sahip değiliz. Filolojik verilere göre isminde bulunan
-nd iç takısı nedeniyle, dip tarihinin İ.Ö.III. binlere kadar taşınacağını
söyleyebiliriz. Buna karşın antik kentten günümüze ulaşan yüzeydeki en
eski kalıntılar, İ.Ö. 5.yy.dan daha eskiye gitmez.
Kadyanda`da izlenen yapı
kalıntılarının büyük çoğunluğu Roma Dönemine aittir. Kent İ.S.7.yy.a kadar
yerleşime sahne olmasına karşın, geç döneme ait kalıntılar yoğun olarak
hissedilmez.
Kadyanda
Örenyerinde, kenti çevreleyen sur duvarının bir bölümü, kaya mezarları ve
Likçe kitabeler en erken döneme tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayrı
olarak, Roma Döneminde de onarım görerek kullanılmış Helenistik Dönem
tiyatrosu, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu henüz
saptanamayan tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri, Kadyanda
Örenyerinin antik dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent özelliğini ortaya
koymaktadır.
Üzümlü Beldesi, günümüzde;
Kadyanda Antik Kentinin yanı sıra ismi ile özdeş üzümü ve bundan elde
edilen şarabı ve dastar dokumaları ile Fethiye’nin diğer yörelerindeki
seracılık ve turizm potansiyelleriyle yarışarak kendine yer bulma çabası
içerisindedir.
Üzümlü başta olmak üzere,
İncirköy, Ortaköy ve Paşalı’da üretilen dastar dokuması; Türk boylarının
bölgede yerleşik düzene geçişi kadar eskidir. Erken dönemlerde çevre
köylerde yetiştirilen ipek kozalağının işlenmesi ile üretilen ipekli
dokuma zamanında Bursa yöresi ile kıyaslanacak düzeydeydi. Hatta sarı
kozadan elde edilen ipekle doğal rengiyle dokunan dastar yüksek tabakanın
aradığı ulaşılması zor bir üründü. Ne yazık ki sarı koza bölgede
bilinmezliğe uğradığı gibi ipek böceği yetiştiriciliği de kaybolup
gitmiştir.
Düne kadar ihtiyaç için
üretilen konu komşunun gelinlik çağındaki kızlarına hediye olarak sunulan
dastar dokuması son yüzyıllarda teknolojinin gelişmesine paralel olarak
üretilen dokumaların bolluğu karşısında tutunamayarak önceleri depolarda
günümüzde de otantik mekan ve Müze salonlarının çeşitliliğine katkı
sağlamak amacıyla kendilerine ayrılan görsel yerlerini almışlardır.
Ancak son yıllarda
teknolojinin insanlara sunduğu ürünlerin bir çoğundan kaçış ve tekrar
doğal olana dönüş söz konusudur. Bu nedenle dastar dokumasında kullanılan
doğal pamuk ipliğinin bol ve kolay temin edilebilirliği, kullanım alanının
çokluğu, yöremizi ziyaret eden turistlerin gittikleri bölgenin otantik
kültüründen örnekler taşımak amacıyla alış veriş yaptıkları düşünüldüğünde
dastarın önümüzdeki yıllarda yörede aranılan bir ürün konumuna yükselmesi
olasıdır.
Dastar; Yöremizde kamçısız
tezgah kullanılarak, ağartılmış pamuk ipliği ile tercihen üzerine ayni
renk iplikten desenlerin atıldığı karakteristik bir dokuma cinsidir.
Dokumada atkı ve çözgü olmak üzere iki çeşit iplik kullanılır. Boyuna
uzananlara çözgü, enine uzananlar atkı iplikleridir. Dokumada en ve boyda
ayni bağlantıyı tekrar eden örgü kompozisyonuna dokuma örgüsü adı verilir.
Üzümlü dastar dokumacılığında bez ayağı örgü tekniği kullanılmaktadır. Bez
ayağı örgüsü, örgü çeşitlerinin en eskisi, bağlantısından dolayı en
basitidir.

Bez ayağı dokuda, çözgü
ipliklerinin yükselme ve alçalmaları aynı seviyededir. Çözgü ipliği
sıklığı, atkı ipliği sıklığına eşitse dokunun taneli bir görünümü vardır.
Çözgü ipliğinin atkı ipliğinden daha yoğun olduğu hallerde daha hafif
enine rips görünümü, aksi taktirde uzunlamasına rips görünümü verir.
Çaprazlamadan meydana gelen delicikler dokuya ayrı bir karakter sağlar.
Çaprazlanan iki ipliğin bağlantılarının sık olmasından nedeniyle, doku
sağlam ve dayanıklı bir yapıya sahip olur.
Dastar dokumasında; topak
yanış, sulu yanış, sülük yanış, çengel yanış, kilim yanış, deve boynu gibi
motifler kullanılır. Bu motifler, dokumanın boynuna ve enine doğru
tekrarlanarak, kullanılacak mekana göre kompozisyonlar oluşturulur. Desen
ve motiflerin küçük olanları dokumanın bütün yüzeyine belirli aralıklarla
da yerleştirilebilir. Bu türe benekli kompozisyon adı verilir. Madalyon
kompozisyonda, kare yüzeyin köşeleri üçgen motiflerle yumuşatılır, orta
bölümdeki boşluğa tercihen baklava dilimi veya şematize canlı figürü
yerleştirilir.
Dastar dokumaları önceleri
başörtüsü olarak kullanılmıştır. Günümüzde kullanım alanları ihtiyaca göre
çeşitlenmiştir.
Kullanım alanlarının
yaygınlaşarak çoğalması tanınmasına bağlı olarak gelişecektir. Ayni
şekilde üzerlerinde işlenen kompozisyon ve motiflerin çeşitliliği de
kendine gösterilen değer ölçüsünde gelişecektir.
|